RAMAZAN ORUCUNUN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

📌 RAMAZAN ORUCUNUN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ

Dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyar Müslüman her yıl Ramazan ayında 29-30 gün oruç tutmaktadır. Ramazanda, orucun gereği olarak, tan yeri ağarmasından gün batımına kadar olan sürede, yeme-içme ve keyif veren şeylerden uzak durulmaktadır. COVID-19 ve ORUÇ Hicri aylardan 9.cusu olan Ramazan ayı bu yıl 23 Nisan akşamı başlayıp 23 Mayıs akşamı sona erecektir. 2020 yılının Ramazan ayının mevcut COVID-19 salgını nedeniyle uygulanan tedbirler dolayısıyla diğer Ramazanlardan daha farklı bir atmosferde geçmesi beklenmektedir. Sağlık noktasında endişelerin yoğun olarak yaşandığı bu dönemde Ramazan nedeniyle değişen beslenme ve yaşam tarzı değişikliğinin pandemik enfeksiyona karşı bağışıklığı etkileyip etkilemeyeceği tartışılmaktadır.

Konuya ilişkin soru işaretlerine cevap olarak Dünya Sağlık Örgütü 15 Nisan 2020 tarihinde yayınladığı bildirisine açlık/oruç ve COVID-19 enfeksiyon riski arasındaki ilişkiyi inceleyen hiçbir çalışma yapılmadığını ve diğer yıllarda olduğu gibi bu yıl da sağlıklı bireylerin Ramazan orucunu tutabileceğini, COVID-19 hastalarının diğer hastalar da olduğu gibi oruç tutma konusunda doktorlarına danışmaları gerektiğini belirtmiştir. Aynı bildiride oruç süresince yeterli ve dengeli beslenilmesi gerektiği, özellikle taze ve çeşitli besinlerin ve bol sıvı tüketiminin önerildiği ifade edilmiştir. RAMAZAN ORUCUNUN SAĞLIK ÜZERİNE POTANSİYEL ETKİLERİ İslam’ın 5 temel şartından biri olan Ramazan orucunun hem fiziksel hem de ruhsal sağlık üzerine olumlu etkileri vardır. Herhangi bir enerji kısıtlaması barındırmayan bu beslenme modeli, yaşam tarzı (uyku süresi, fiziksel aktivite vb.) ve besin alımı değişikliklerine bağlı olarak metabolizmada değişiklikler meydana getirebilmektedir. Bağışıklık Sistemi Üzerine Etkisi Ramazan orucu ile bağışıklık sistem cevabının azalması ve çeşitli hastalık riskinin artması ile ilişkili inflamatuar öncüsü belirteçlerin seviyelerinin azaldığı gösterilmiştir.

Yine şiddetli COVID-19 hastalarının sistemik hiper inflamasyon belirtileri gösterdiği belirtilmiştir. Ramazan orucunun bağışıklık sistemini zayıflatan ve vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasını azaltan oksidatif strese karşı koruyucu olabileceği belirtilmiştir. Ramazan ayında oruç tutmanın bağışıklık üzerindeki etkisini değerlendiren 45 çalışmanın ortak değerlendirmesine göre, Ramazan orucunun bağışıklık cevabını hafif düzeyde etkilediği ve değişikliklerin geçici olduğu ve kısa süre sonra Ramazan öncesi seviyeye döndüğü belirtilmiştir. Aynı çalışmada kalp hastalarında orucun kan yağları düzeylerinin iyileşmesi ve oksidatif stresin azalması üzerine olumlu etkilerinin olabileceği bildirilmiştir. Sonuç olarak yapılan çalışmalar en azından oruç tutmanın bağışıklık cevabı üzerine olumsuz etkisinin olmadığını göstermiştir.

Vücut Ağırlığına Etkisi Ramazan orucunun vücut ağırlığına etkisini inceleyen çalışmaların sonuçları çelişkili olup bireylerin vücut ağırlığının değişmediği veya azaldığı bildirilmiştir. Ramazanda azalan öğün sayısının, enerji ve sıvı alımının vücut ağırlığında azalmaya neden olabileceği belirtilmiştir. Vücut ağırlığındaki azalmayı oruç süresi, coğrafi konum, cinsiyet, bireyin fizyolojik durumu ve beslenme alışkanlıkları gibi etmenler etkilemektedir. Erkeklerin kadınlara göre, fazla kilolu ve obez bireylerin normal vücut ağırlığındaki bireylere göre, yaz ve sonbahar mevsiminde kış mevsimine göre vücut ağırlığında daha fazla azalma olduğu saptanmıştır. Ancak Ramazan ayında vücut ağırlığındaki bu azalmanın kısa süreli olduğu ve genellikle Ramazan’dan 2-5 hafta sonra eski vücut ağırlığına geri dönüldüğü belirtilmiştir.

Ramazan ayında ve sonrasında yeterli ve dengeli beslenmenin uygulanması, yeterli sıvı tüketimi ve düzenli öğün saatleri vücut ağırlığının azalmasının temellerini oluşturmaktadır. Kan Yağlarına ve Glikoz Değerlerine Etkisi Sağlıklı bireylerde, Ramazan orucunun ilk birkaç gününde ortalama kan glikoz seviyelerinde hafif bir düşüş olduğu, bu durumun yaklaşık 20. günde normal seviyeye geldiği ve daha sonra nispeten hafif bir artış olduğu ve tüm bu değişimlerin normal fizyolojik aralıkta olduğu bildirilmiştir. Ramazan orucunun kan yağlarına etkisini değerlendiren çalışmaları derleyen güncel bir çalışmada oruç ile kan yağları düzeylerinde, özellikle halk arasında iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterol seviyelerinde ılımlı bir iyileşmenin olduğu belirlenmiştir. Ramazan orucunun kan yağları üzerine faydalı etkisinin erkeklerde daha fazla olduğu ve trigliserit düzeylerindeki değişimin yaş, Ramazan öncesi değer ve oruç sürecindeki vücut ağırlık kaybından etkilendiği de saptanmıştır.

SONUÇ ve ÖNERİLER Ramazan orucu bağışıklık sistemi, vücut ağırlığı denetimi, kan glikoz ve kan yağları düzeyleri üzerine potansiyel faydalı etkilere sahiptir. Ayrıca yaşam süresinin uzaması, hücre yenilenmesi, bağırsak mikrobiyotası ve ruh sağlığı üzerine olumlu etkilerinin olabileceği de belirtilmiştir. Ramazan orucu ile görülen bu sağlık faydalarının genellikle kısa süreli olduğu ve etkilerinin oruç süresi, coğrafi konum, cinsiyet, yaş, bireysel beslenme ve yaşam alışkanlıklarına göre değişkenlik gösterdiği bildirilmektedir. Ayrıca oruç dolayısıyla hastalığı ilerleyebilecek ve/veya sağlık durumu zarar görebilecek hastalar oruç tutma konusunda mutlaka doktorlarına danışmalı ve önerilerine uymalıdır. Ramazan ayının ruhsal ve bedensel etkilerinden en yüksek düzeyde faydalanmak ve bağışıklığın güçlü tutulması için yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.

Rafine şeker, doymuş yağ ve tuzdan zengin beslenme bağışıklığı zayıflatarak enfeksiyon riskini artırıcı etki göstermektedir. Bu nedenle oruç süresince fazla şekerli, yağlı ve tuzlu besinler tüketiminden ve fazla enerji alımından kaçınılmalıdır. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren ve COVID-19 koronavirüs enfeksiyonu ile mücadelede yardımcı olabilecek vitaminler ve mineraller açısından zengin sebzeler, meyveler, kuru baklagiller ve yağlı tohumlar (fındık, badem, ceviz vb.) dengeli şekilde tüketilmelidir. Yine bu dönemde her ne kadar Ramazan orucunun dehidrasyona neden olduğuna dair bir kanıt olmasa da susuzluğun olumsuz etkilerinden vücudu korumak için günlük yeterli sıvı alımına (1,5-2 lt) özen gösterilmelidir.